…değiştiremediklerin


Yaşam, bize her zaman iki seçenek sunmaz. Bazen ne kadar çabalarsan çabala, bazı kapılar açılmaz. Bazı insanlar geri dönmez. Bazı cümleler yarım kalır. Bazı soruların ise ömür boyu cevabı olmaz.En çok da burada yorulur insan.

Çünkü vazgeçmek istemediği şey, aslında değiştiremediği şeydir.

İnsan, değiştirebileceğine inandığı sürece savaşır. Daha çok severse düzeleceğini, daha sabırlı olursa anlaşılacağını, biraz daha beklerse her şeyin eski haline döneceğini düşünür. Oysa bazı savaşlar kazanılmadığı için değil, hiç oraya ait olmadığın için kaybedilir.

Kabul etmek, pes etmek değildir.

Kabul et! Ve gücünü, artık seni tüketen bir kapının önünde harcamaya çabalama. Bir ağacı çekerek büyütemezsin. Mevsimi gelmeden çiçek açtıramazsın. Gitmek isteyen birini sevginle zincirleyemezsin. Kalmak istemeyen bir kalbe vicdan yükleyemezsin.

Hayatın en ağır yükü, omuzundaki değil. Hayatın en ağır yükü, artık değişmeyeceğini bildiğin bir gerçeği hâlâ değiştirmeye çalışmaktır.

Çoğu zaman insanlar “vazgeçme” der. Oysa her vazgeçişi kaybetmek olarak görmediğinde, kibirinden vazgeçerek büyümektir. Kontrol etme arzusundan vazgeçmek huzurundur.Sana ait olmayan yüklerden vazgeçmek özgürlüğündür.

Ve en önemlisi…

Seni seçmeyen bir ihtimalden vazgeçmek, kendini seçmeye başlamaktır.

Bence asıl cesaret, kapıyı sonsuza kadar çalmak değil; açılmayacağını anladığında sessizce arkanı dönebilmektir.

Bu yüzden değiştiremediklerinden vazgeç ve kendi ışığınla aydınlattığın yolun tadını çıkar…

lizacakır

obikaramel

Bir Cevap Yazın