…tek bir hak…


Bir gün hayat size dönüp dese ki:
“Sana tek bir hak veriyorum. Geçmişindeki bütün yanlışları, kusursuz bir doğruluğa dönüştürebilirsin.”
Ne yapardın?
İlk aklımıza gelenlerden ve düşündükçe bereketlenen, keşke öyle demeseydim, keşke orda olmasaydım, keşke bunu anlatmasaydım, yazmasaydım, gitmeseydim, görmeseydim vs vs. ile dolu bir sürü vesveseyle dolu kocaman bir liste çıkardı.
Ama biraz daha düşününce…
Bugün bizi biz yapan şey gerçekten doğrularımız mı? Yoksa her yanlışın ardından ayağa kalkmayı öğrenmek için verdiğin çabanın hasadı mı?
İnsan en doğru kararlarını, en büyük yanlışlarından sonra vermiyor mu?
Belki de asıl mucize, geçmişi değiştirmek değildir. Geçmişe bakarken kendine gülümseyebiliyor olmaktır.

Pencerenin bu kısmından bakınca şöyle diyebiliyorum;
hiçbir insanı silmezdim. hiçbir acıyı yok etmezdim. hiçbir ihaneti yaşanmamış saymazdım. Sadece kendime, o günlerde bugünkü aklımla bakabilmeyi seçerdim.
çünkü bugün biliyorum ki yanlışla doğrunun penceresi aynı değil.

doğru diye baktığın pencere, ona uygun olmayan duvarlarla örüldüğünde, bulunduğu odaya uymayan tek yanlış parçaya dönüşür.

kendi penceresine uygun duvarlar örebilen herkese sevgilerimle…

lizacakır

obikaramel

Bir Cevap Yazın