…iyi miydik, uyumlu muyduk, fedakar mıydık?


Bu dünya düzeninde iyi niyet saf dışı bırakıldı diye şikâyet eden çok. Ama kimse şu soruyu sormuyor:

gerçekten iyi miydik? yoksa onaylanmak için uyumlu muyduk?

Dönem dönem kendimizi ailemizin elçisi sanarız ya…(taşıyıcı, kurban, aracı, gölge vs…). Onların suskunluklarını taşıyormuş gibi, yapamadıklarını yapacak gibi, yada onlara gururu inşa etmek gibi misyonlarımız var. Ne kadar kutsal bir rol, değil mi?

Ama gerçek şu: Elçilik, çoğu zaman kaçıştır. Kendi kimliğini kurmak yerine bir soyadını parlatmak, kendi yarana bakmak yerine aile hikâyesini romantize etmek, kendi korkularınla yüzleşmek yerine “kader” demek.

Bir noktada şunu fark ettim: Taşıdığım yüklerin çoğu bize ait değil ama onları bırakmak işimize gelmiyor. Çünkü YÜK kimlikti, ACI anlam FEDAKARLIK da değer hissiydi. Birçok insan iyiliğe değil, önemli hissetmeye bağımlı. “Ben ailemin sınavıyım” demek kolaydır ancak zor olan: “Ben kendi konfor alanımın ürünüyüm.” diyebilmektir.

Bu dünya düzeni iyi niyeti öldürmedi belki. (Yani şimdilik buna inanarak yol almak bana daha hafif geliyor aslında:)) Sadece insanlar sınır koymayı öğrenemedi. İyi olmakla, ezilmek arasındaki çizgi, cesaretle çizilmeliydi fedakârlıkla değil!

Sonuç Olarak

•“Kimsenin eksik cesaretinin yükü benim değil”

•“Kimsenin hayal kırıklıklarının tazminatı ben değilim”

•”kimsenin hayalini gerçekleştirme projesi hiç değilim.”

Diyebilmeyi öğrenmeliyiz. Yaşadıklarımız bir sınavsa, bu sınavda en önemli öğreti; başkasının yükünü taşımayı bırakıp kendi yükümlülüklerimizle yol alabilmek, korunağımızı kendimiz için inşa ederek farkındalıklarımızla var olabilme gücünü kazanabilmeyi öğrenmek. Çünkü insan, taşıdığı yükü kendi seçtiği an farkındalıklı bir birey olabilir.

ne yazık ki en sert gerçek şu ki:“fedakarlık” dediğimiz şey, başkalarına sınır koyamamanın en süslü adıdır.

•gerekli mi derseniz…?

ŞAHSEN yaşanan onca ORTAK endişeye göğüs gerebilmek, mücadele ederken bile BİRLİKTE var olabilmek adına yaşanılan her GERÇEK duyguya isim vermeyi hiç istemedim, istemem de… ancak kendinize engel olan, gücünüzü ispatlamak adına, endişe dahi duymadan, başkasının kanatlarına destek verdikçe, o belki uçacak belki de hiç kıpırdamayacak ama, siz onun sizde bıraktığı yorgunlukla tekrar kanat çırplata, yol almakta zorlanacaksınız. buna da fedakarlık diyeceksiniz ya da iyi niyet her neyse… Sizden istenmedikçe yaptığınız hiçbir eylem takdir görmeyecektir. Her zaman kaçınılmaz gerçek olan bir abi atasözü der ki ;). •yaptığınız iyilikler zamanla göreviniz haline gelecektir• en çok da bu konuda eleştirileceksiniz.

•gücünüz, emeğiniz, sevginiz, sabrımız, hoşgörünüz sizin en değerli hazineniz •

…hal böyle olunca…

•iyilik ölmüş diyen bir toplumda, kötü olunca kazanacağına inanlar için hazinenizden ödün vermeniz malesef çok GEREKSİZ • 😉

lizacakir

obikaramel

Yorum bırakın